TİKB: HBDH DEVRİMCİ BİR GÜÇ VE EYLEM BİRLİĞİ

0 761
image_pdf

TİKB – Devrimin gücünü büyütelim

Yaşadığımız coğrafya ve Ortadoğu’daki karmaşık ve sarsıcı gelişmelerle birlikte ele alındığında HBDH, Türkiye, Kürdistan ve bölgede militan devrimci bir mevzilenme ve savaşım için önemli bir adımdır. Bölgede ve coğrafyamızdaki işçi sınıfı ve ezilen halkların önüne devrimci bir seçeneğin konulması açısından değerlidir.

TİKB’li komünistler olarak, başka birçok faktörlerle birleşik iki stratejik nedenle HBDH içinde yeraldık:

Bu stratejik nedenlerin başında, Türkiye ve Kürdistan’ın da bir parçası olduğu Ortadoğu bölgesinde yerleşik bütün düzen ve dengelerin yeniden şekillendiği tarihsel bir sürecin yaşanıyor oluşu geliyor. Bu yönüyle sorun (ve karşı karşıya olduğumuz sorumluluklar) sadece Kürt halkının statü elde etmesi, bununla birleşik olarak Türkiye cephesinde de mücadelenin yükseltilmesiyle sınırlı değil.

Devrim ve sosyalizmin tek ülkede de zafere ulaşma olasılık ve olanaklarını reddetmemekle birlikte kapitalizmin dünya çapındaki hegemonyasına karşı çekim gücü yüksek, daha sağlam ve anlamlı sonuçlar elde edebilmek için en azından birleşik bölgesel bir devrim perspektifine sahip olan devrimci güçler, bu tarihsel altüst oluş sürecine seyirci kalamazlar. Sadece “uzaktan” öğüt ve vaaz vermekle, sadece genel bir devrim ve sosyalizm propagandası ve ajitasyonu yapmakla yetinemezler. Hangi bahanenin arkasına saklanırsa saklansın bu edilgenlik -ve iddiasızlık- tarihin oluşumunu bir kenardan seyreden kendiliğindenliğin günümüzdeki en sinsi biçimidir.

40 yıla yaklaşan pratiği ve ödediği bedeller sonucu bugün bölgesel bir güç haline gelmiş olan Kürt özgürlük hareketiyle Türkiye solunun bileşenleri olarak bugün aramızda oluşan bu birlikteliğin Türkiye ayağını oluşturan devrimci sol güçler olarak keşke bu kadar zayıf ve etkisiz olmasaydık da Balkanlar’dan İran’a, Kafkasya’dan Mısır’a bölgede ilişki kurulabilecek diğer bütün ilerici, devrimci, olduğu kadarıyla sosyalist güçleri kapsayan daha geniş bir birliktelik peşinde koşabilseydik. Gerçi bu konuda tren kaçmış, iş işten bütünüyle geçmiş değil. Oluşturduğumuz bu birliktelik, acil ve öncelikli olarak elbette Türkiye cephesindeki zayıflığın giderilmesini başa yazmakla birlikte hedeflemesi gereken yönelimlerden biri olarak bu perspektifi de yitirmemelidir.

Bu oluşumda yeralmamızın belirleyici nedenlerinden ikincisi ise, birinci emperyalist paylaşım savaşı sonrası Ortadoğu’da büyük bir tarihsel haksızlığa uğrayan halkların başında gelen Kürtlerin, yüz yıl sonra kendi kaderlerini tayin hakkı kapsamında bir statü elde etme fırsatını yakalamış olmalarıdır.

Bu sadece bölgedeki gelişmelerin nesnel bir sonucu olmayıp Kürt halkının özellikle de PKK -ve farklı parçalardaki müttefikleri- öncülüğünde yürüttükleri mücadelenin sağladığı tarihsel bir kazanımdır.

Kürt halkının uğradığı tarihsel haksızlık ve bunun neden olduğu sonuçlar ortadayken, dünyanın ve bölgenin bugünkü koşullarında hala Kürtlerle yan yana gelmekten şu ya da bu bahaneyle uzak duran hiçbir hareket ve yaklaşım devrimci ve enternasyonalist olarak kabul edilemez.

Devrimci bir güç ve eylem birliği olarak HBDH’nin öncelikli misyonu,“işçilerin birliği,halklarınkardeşliği”sloganını ete kemiğebüründürecek militan devrimci bir mücadele hattını Türkiye cephesinde pratikleştirmektir. Tarihsel-nesnel nedenleri olmakla birlikte batıdaki savaşımın bu denli zayıflığı, bileşeni olduğumuz Türkiye devrimci hareketi açısından hızla aşmamız-farklılaştırmamız gereken utanç verici bir durumdur.

Bu birliktelik, bugün AKP-ordu ittifakında cisimleşen burjuva iktidar blokunun faşist rejimin yeniden tahkimi doğrultusunda tırmandırdığı kirli savaşa birlikte karşı koymave halkların birbirini boğazladığı gerici iç savaş tehlikesinin önünü almanın ötesine geçerek bu azgınlığın da temelinde yatan neoliberal kapitalizme karşı işçi ve emekçi kitlelere umut ve güven veren devrimci bir alternatifin temsilcisi olarak öne çıkmak zorundadır. Hitlerci bir faşist rejimin inşa edilmeye çalışıldığı iç savaş koşullarında işçilerin birliği, halkların kardeşliği bilincinin ancak ve ancak mücadelede ortaklaşmanın büyütülmesinden geçtiğini bilen herkes bu birlikteliğe güç katmalıdır.

Arkasına aldığı tarihsel-toplumsal gericilik birikimiyle, ordu ve polisin yanı sıra,örgütlediğiparamilitergerici-faşist çeteleriyle karşı devrim, bu süreçte azımsanmayacak bir hazırlıkla yeralıyor. Bunların beslendikleri zemin olan toplumsal yapıdaki çürüme ve çözülme alabildiğince derin… Bunun karşısında ise -Gezi’de ve 7 Haziran’da da açığa çıktığı gibi- azımsanmayacak bir toplumsal tepki birikimi var.

Bundan dolayı özellikle batıda devrimin gücünü hissettiren, iyi düşünülmüş etkili militan bir eylem hattının örülmesi ve ivedilikle hayata geçirilmesi şarttır. Çürüyen ve kendisiyle birlikte toplumu da çürüten kapitalizmin karşısına emeğin ve ezilen insanlığın çıkarlarını esas alan güven verici bir program ve militan pratiğin sahibi olarak çıkmayı başardığı ölçüde HBDH’nin önü açıktır.

Biz komünistler olarak bu pratiğin geliştirilip genişletilmesine gücümüz oranında katkı sunacağımız gibi bu ittifakta somutlanan devrimci enternasyonalist ruhu ve kardeşleşme yönelimini özellikle işçi sınıfı ve sınıf hareketi içine taşıma yönünde özel bir çaba ve yoğunlaşma içine gireceğiz.

Gezi direnişinde ölümsüzleşen Ethem yoldaşta simgeleşen Emeğin Yumruğu ve Ankara katliamında kaybettiğimiz Serdar yoldaşın ısrarcısı olduğu Kardeşlik Müfrezeleri gibi militan sınıf politikalarını içinde yeraldığımız HBDH’yle güncelleyip derinleştireceğiz.

HBDH’nde somutlanan bu devrimci ittifakı, Ortadoğu’daki süreçlerin devrimci yönde gelişimi, işçi sınıfı ve ezilen halkların birleşik militan savaşımının büyütülmesi, devrim ve sosyalizm mücadelesinin önünün açılması açısından umut verici bir adım ve fırsat olarak görüyoruz.

Yaşasın Halkların Birleşik Devrim Hareketi!..

12 Nisan 2016

TİKB MK

image_pdf

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.