THKP-C/MLSPB: KIZILDERE’DEN HAZİRAN’A

0 295
image_pdf

 

DÜŞLERİNİZİ  SİLAHLANDIK ÖZLEMLERİNİZİN TAŞIYICISIYIZ

Tarihin akışı hızlanıyor Türkiye devrimi ve devrimci hareketi yeniden tasnif oluyor, yeniden şekilleniyor. 71 devrimci atılımını gerçekleştirenler  elli yıllık sağcı, pasifist ve düzen içi solculuğu politik- askeri temelde ve pratik yoldan bertaraf etti.  Marksizm’in Leninizm’in tarihsel birikimleri üzerinden devrimci teorisini  yeniden üreterek ve ideolojik planda netleşerek devrimci kopuşu gerçekleştirdi.

Yeni tarihsel dönemde Mart, Mayıs, ve Haziran’ın  ruhunu ve özlemlerini kuşanan, bunun politik-askeri pratiğini gerçekleştiren yeni jenerasyon devrimci nesiller olarak, benzer bir devrimci kulvardan benzer bir tarihsel anın görevi ile karşı karşıyayız.

12 Mart öncesi ve sonrası iki ayrı dünyadır. Pasifizm ile devrimci çizginin netleşmesidir. Kızıldere’ de yaratılan devrimci sıçrama 71 Mart cuntasına karşı girişilen silahlı propaganda-şiddet temelinde yürütülen savaş, Kızıldere’ de tarihe cunta ile devrimci iradenin düellosu olarak geçti.

Kızıldere’de, cunta ile girişilen savaşta 71 devrimciliği zaferle çıkmıştır. Bu temelde kızıldere devrimci savaş manifestosudur. Ve kısa bir zaman aralığı içinde Haziran’cılar, kesintisizler temelinde Parti-Cephe hareketi olarak  devrimci savaşı yeniden başlatılmışladır.

Haziran’cılar 1975 yılında Parti-Cephe hareketi olarak kendilerini yeniden kurmuş ve silahlı propaganda temelinde şehir gerillası ile savaşı yeniden başlatmışlardır. Politik askeri savaşı yoğun bir devrimci tempo ile ülkemizde yeniden gündemleştirmişler. Ve tarihe yeni-sömürgeler dünyasında Haziran şehitleri şahsında şehir gerillası örgütü olarak kayıt düşmüşlerdir.

75-80 arası Türkiye proleteryası ve halk sınıfları açısından toplumsal  uyanışın  toplumsal  direnişine  evrildigi bir süreçtir. Haziran’cılar bu toplumsal uyanışa öncü savaşı ile yanıt üretme pratiği içindedirler.

71 cuntacılarının yarım bıraktıkları  işi tamamlama kararını veren Amerikan emperyalizmi, Nato’cu  generalleri eliyle  harekete geçmiş ve 12 eylül eskeri faşist darbesini yapmışlardır. 71 cuntacılarının yarım bıraktıkları iş Amerikan emperyalizminin Nato’cu ordusunun faşist generallerince tamamlamıştır.

Diğer yandan; 12 eylül açık faşizmi hem toplumsal uyanışı ezmek, hem öncülerini bertaraf etmek, hem’de, Türkiye’nin yeni-sömürge düzenini Amerikancı restorasyon planı çerçevesinde yeniden dizayn etmek için topyekun saldırı konseptini faşist Evren cuntası eliyle devreye sokmuştur.

Haziran’cılar bu emperyalist planı boşa düşürmek,  işçi ve emekçilerin devrimci direnişini örgütlemek ve savunmasını gerçekleştirmek için faşizme karşı, dişe diş kana kan bir çatışmaya girişmişlerdir. 12 eylül faşizmine karşı girişilen devrimci savaşta, hareketimiz teslim olmama, savaşı sürdürme temelinde net ve cüretkar bir pratik sergilemiştir. Faşizme karşı Haziran 1981 yılına  kadar savaş kesintisiz sürdürülmüştür. 6 haziran 1981 yılında sefaköyde, Tamer Arda, M. Atilla Ermutlu yoldaşlar düşmanın kuşatması sonrasında şehit düşmüşlerdir. Aynı gün Maltepe’ de Ercan Yurtbilir ve Doğan Özzümrüt yoldaşlar adalının destansı direnişine sarılarak Cevahir’ in yüreğinde sembolleşmişlerdir.

Yine 25 Haziran şafağında Emperyalist Amerikan heyeti ve onun faşist cellatları Kadir Tandoğan ve Ahmet Saner yoldaşı idam sehpasına çıkarmışlardır. Kadir ve Ahmet yoldaşlar, Gezmiş misali idam sehpasını faşist cellatların suratına tekmelemiştir. Cunta sonrası binlerce devrimci tutsak edilmiş ve direnişi sürdürmüştür.

Fakat TDH’nin lider ve önder kadroları 71 devrimci atılımında karşılaşılan topyekün bir fiziki tasfiye ile karşılaşmamışlardır. Asıl bozgun cunta sonrasında gerçekleşmiştir. Ve bugün TDH nin tarihsel tıkanışının asıl nedeni budur.

Bugün ise; Temsili demokrasinin tümüyle devre dışı kaldığı, legalist ve parlementerist çizginin işlevsizleştiği ve bütün bir devrimci sürecin şiddetle şekillendiği bir tarihsel balgamda Kızıldere ve Haziran çizgisi dışında bir seçeneğin  devrimci bir rol üstlenemeyeceği tekrardan tescillenmiştir.

Gezi ve Kobane’ de açığa çıkan devrimci durum  pasifizmi ve reformizmi temel alan ve öneren bütün statü devrimcilerini bir kez daha tarih karşısında mahkum etmiştir. Kusursuz teorilerin, meydanlarda atılan nutukların ve halka ayaklanın, silahlanın çağrıları yapmanın halkımız nazarında hiçbir kıymeti yoktur. Yol bellidir Stratejik çizgi ve hedef nettir, Emperyalizme, Oligarşiye ve faşizme karşı kesintisizlerin stratejik planı çerçevesinde silahlı propaganda temelinde öncü vuruşlardır.

Ok yaydan fırladı Kızıldere’nin, Haziran’ın devrimci ruhunu ve özlemlerini kuşanan O öncüler’ki, Gezi’de şahlanan ve militanca dövüşerek düşenlerdir. O öncüler’ki, masa başında devrim yapan ve devrim beğenmeyenlere  karşı Kobane’ye dalga dalga koşanlardır. O öncüler’ki Mart, Mayıs ve Haziran’ın cüretini silahlanan ve onların özlemlerini taşıyanlardır.

Onlar’ki, Mahir’ler, Alper’ler  Ortakkaya’ lardır. Onlar’ ki Filistin ruhunu Rojava’ya taşıyanlardır.

Onlar’ki, Serpil polat’ın Enternasyonalist ruhunu Kürdistan dağlarında dalgalandıranlardır.

Onlar’ki Türk ve Kürt halklarının tarihsel köprüsünü birleşik devrimle yeniden buluşturanlardır. Buz kırıldı yol açıldı, yolumuz devrim yolunda düşenlerin yoludur.

YOLUMUZ HAZİRANDA DÜŞENLERİN YOLUDUR

ZAFERE KADAR SAVAŞ

09 HAZİRAN 2016

THKP-C/MLSPB

image_pdf

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.