Turgutlu’nun Bedrettin’i Nurettin Gürateş’in Yoldaşı

0 567
image_pdf

Mahalleden devrimci harekete, yerellikten genel olana olağanüstü bir geçiş… Bazı insanlar vardır; devrimci olsunlar ya da olmasınlar kendi çevrelerine bir güven, saygı ve dürüstlük havası yayarlar. Bir mahalle delikanlısı, sıradan bir emekçi olarak hayatın içinde sağlam bir yerde dururlar. Haksızlığa karşı bir an bile susmazlar, güçsüzün ezildiği her yerde kendi varlığını tehlikeye atmak pahasına da olsa ortaya çıkar ve gereğini yaparlar.

Böylesi insanların devrimci olması, hatta aktif politik kadro düzeyine yükselmesi, yalnızca katılmış oldukları politik yapı için değil, genel olarak devrimci hareket için bir şanstır. Çünkü, böyle insanların varlığıyla genel düzey yükselmiş olur. Onlar, gelip aynı dürüstlüklerini ve sağlam karakter özelliklerini devrimci ilişkilere de yansıtırlar; mahalle planındaki “namuslu abi”den yoldaş kavramına geçişte de çok zorlanmazlar; çünkü çıkarsız ve dürüst tutum onların emekçi yapısında zaten vardır.

Bedrettin’i az çok tanıyan herkes, ondan yayılan bu “sağlamlık” havasının tanığıdır. 1950’li yıllarda Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir “göçmen” mahallesinde dünyaya gelen Bedrettin Şınnak, küçük yaşlardan beri emekçidir. Yaşadığı ev, Turgutlu devrimci hareketinin tarihinde olağanüstü öneme sahip bir mekandır. Denilebilir ki, Şınnak Ana ve Şınnak Baba’nın evi, o süreçte devrimci olan herkesin en az bir kez uğradığı, sıkı tartışmaların yapıldığı bir üs gibidir. Ama bütün bu süreçte, çok özel biri, Nurettin Gürateş de eniştesi olarak evin hayatına dahil olduğunda Bedrettin için bu büyük bir değişimdir.

Artık o Nurettin Gürateş’in yoldaşı olarak devrimci hareketin gelişim süreçlerinde artık o da hızla değişip gelişecek ve bir kadro düzeyine kadar yükselecektir. Kimse bütün iyi niteliklerini devrimci harekete katıldığı andan itibaren kazanmaz; çoğu kez o, kendisinde var olan iyi yönleri de oraya taşır ve bütün olgular iç içe geçer, ortaya yeni bir kimlik çıkar. Bedrettin için de böyledir; THKP-C/MLSPB’nin parti kadrosu olduğunda da o, kendi geçmişinden getirdiği dobralığı ve cesurluğu ile vardır.

12 Eylül’de Cuntanın kasapları polisler tarafından Adana emniyeti’de işkenceye alındığında da, düşman kısa süre sonra taş gibi bir adamla karşı karşıya olduğunu anlar. Eğilmek bükülmek nedir bilmeyen, ser verip sır vermeyen sapasağlam bir devrimcidir karşılarındaki ve artık en garantili yol onun yok edilmesidir! Bu bile çok kolay değildir; çünkü Bedrettin aynı zamanda son derece sağlam bir fiziki yapıya da sahiptir. Bu yüzden olağanüstü vahşi yöntemlere başvururlar ve sonunda amaçlarına ulaşırlar. Yoldaşlarını satmaktansa ölümü tercih eden Bedrettin Yoldaş, adeta bin yıl önceki isyancı Şeyh Bedrettin gibi 13 Şubat 1981’de ölümsüzlüğe kavuşur.

image_pdf

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.