Filistin’de Efsaneleşen Direnişin Adı: Aslan yuvası (Lion’s Den)

0 24
image_pdf

Filistin halkına her gün cehennemi yaşatan ırkçı-işgalci İsrail’e karşı Filistin’de yeni bir direniş grubunun adı sıkça duyulur oldu. Kısa süre önce kurulan ve işgalci düşmana çok sayıda eylem gerçekleştiren örgüt, Siyonist varlık (İsrail) tarafından doğal olarak “terör örgütü” olarak nitelendirildi. Batı Şeria’daki, uzlaşmacı Oslo otoritesinin de (Filistin Yönetimi) direniş grubuna aynı şekilde yaklaştığı görülüyor. Zira örgüt Filistin Yönetimi’nin kontrolünde ve hakim olduğu Nablus merkezli.

  • Aslan Yuvası (Areen Al-Esved)

Siyonist Savunma bakanı Benny Gantz, ırkçı toplumun güvenliğine meydan okuduğunu kabul ettiği ve Filistin Yönetimi’nden (Oslo Otoritesi) tasfiye edilmesini defalarca talep ettiği Batı Şeria’daki Aslan Yuvası (Lion’s Den) adlı direniş grubu nedir?.

Grubun ilk çekirdeği Şubat ayında Nablus’ta, Siyonist güvenlik birimlerinin El-Fetih hareketinin askeri kanadı El-Aksa şehitleri tugayının üyeleri olan Muhammed El-Dakhil, Eşref Mubaslat ve Adham Mabruki’ye suikast düzenlemesi ile oluştu.

Üçlü, Filistin İslami Cihad’ın askeri kanadı olan Kudüs Tugayları’nın lideri ve Haziran 2021’in başlarında işgalci düşman tarafından öldürülen Cenin Tugayları’nın kurucusu Cemil el-Amouri ile arkadaştı.

Suikast’te Misilleme olarak İbrahim el-Nabulsi grubu, işgal ordusu kontrol noktalarına bir dizi eylemler gerçekleştirdi. Üyesi oldukları El Fetih’ten destek almamaları, onları diğer gruplardan, özellikle de onlara maddi ve lojistik destek sağlayan Hamas, İslami Cihat ve FHKC gibi direniş örgütlerine yöneltti.

24 Temmuz 2022 tarihinde Siyonist işgal ordusu özel kuvvetleri, Grubun merkezi olan Nablus’a operasyon düzenledi. Nablus’ta işgalci düşman ile Aslan yuvası (عرين الأسود)  kurucu savaşçıları arasında 4 saat süren çatışmalar yaşandı. İşgal güçleri özel kuvvetleri ile yaşanan çatışmada Muhammed El-Azizi ve Abdurrahman Cemal Subh şehit düştü.

Nablus merkezli oluşan Areen Al-Esved grubunun kurucu savaşçıları Abdurrahman Cemal Subh ve Muhammed Beşşar El-Azizi’nin işgal güçleriyle girdikleri silahlı çatışmada şehit düşmeleri sonrası  düzenlenen cenaze törenine binlerce Filistinli katıldı. Cenaze törenine katılanlar arasında Siyonist düşmanın defalarca suikast düzenlediği ve her yerde aradığı İbrahim El-Nubulsi’de vardı.

Nabulsi, iki kez yakın arkadaşlarından 5’ini kaybettiği şiddetli çatışmalardan kurtulmayı başardı. Nabulsi, arkadaşlarının cenaze töreninde silahla görüntülenirken intikam yemini etti. Nabulsi, İsrail’in en çok aradığı isimlerin başındaydı.

9 Ağustos’ta birkez daha Nablus’a baskın düzenleyen işgalci düşman, İbrahim El Nabulsi’nin kaldığı binayı füzelerle vurdu. Çatışma sırasında Nabulsi annesini arayıp “Şehit olmak üzereyim… Benden sonra vatanımıza sahip çıkın. Namusumuz için silahı asla bırakmayın. Ben şuan kuşatma altındayım ve birazdan şehit olacağım” ifadelerini kullandı.

23 Ekim’de Aslan Yuvası grubu liderlerinden Tamer El Kilani, Nablus’ta geçiş yolu üzerine park edilmiş Motosiklete Siyonist düşman tarafından yerleştirilen uzaktan kumandalı bombanın patlatılması ile uğradığı suikast sonucu şehit oldu.

iki gün sonra Nablus’a yönelik bir başka Siyonist baskında ise Aslanlar Yuvası (Areen Al Esved) liderlerinden Vadih El Huh ve savaşçılar Meshal Zahi Baghdadi, Ali Antar, Hamdi Sharaf ve Hamdi Qayyim çatışma sonucunda şehit oldular.

  • Direnişin Ortaya Çıkardığı Olgular

Areen Al-Esved (Lion’s Den) grubunun silahlı direnişi yükselten faaliyetlerine de dikkat çeken Siyonist Savaş Bakanı Benny Gantz, “ordu ve güvenlik servislerindeki kuvvetlerin% 50’sinden fazlası şu anda Batı Şeria’da. özellikle Nablus, Eski Şehir ve Cenin bölgesi en büyük zorluklar. Gergin bir dönemdeyiz ve bazen acı verici de oluyor. Büyük çaplı askeri faaliyetlerde bulunuyoruz. Bu yüzden Nablus ve çevresindeki kuvvetleri ve istihbaratı güçlendirdik. Sonunda onlara ulaşacağız. Bu yaklaşık 30 kişilik bir grup ve onları hedefleyeceğiz. Bu grup sona erecek ve umarım en kısa sürede sona erer.” İfadelerini kullanarak direniş karşısındaki çaresizliğini dile getirmekle kalmamış aynı zamanda bir itiraf ta bulunmuştur.

Bu itiraf Batı Şeria’nın coğrafi konumudur. Siyonist ordunun hem Gazze’ye yönelik hava saldırısı hem güney Lübnan’a yönelik saldırısı üssü olarak kullandığı Nablus’a  gücünün % 50’sinden daha fazlasını yığmış olmasıdır. Direnişin ortaya çıkardığı iki önemli olgunun yanında direniş açısından en değerlisi ise şudur: Siyonist ordunun alışkın olduğu konvansiyonel savaş karşısında, işleyişi ve yapısı tam olarak kestirilemeyen direnişin işgalci düşmanı acze düşüren başarısıdır.

İşgal altındaki Batı Şeria’da yükselen silahlı direniş karşısında Filistin Yönetimi (Oslo Otoritesi) ve El-Fetih hareketinin uzlaşmacı çizgisi bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu. Meşruiyeti Filistin halkı tarafından sorgulanan Filistin Yönetimi, 19 Eylül’de Aslan Yuvası liderlerinden biri olan Musab Shtayyeh’i tutukladı. Buna karşılık grup, Filistinli polislerle çatışmalara tanık olunan gösteriler için çağrıda bulundu. İki gün süren protesto ve sokak çatışmalarının ardından grup, “iç çatışmalar sadece işgale hizmet eder, silahlarımız sadece düşmana yönelecektir” şeklinde bir açıklama yaptı. Ve o günden bu yana Aslan Yuvası savaşçıları ırkçı yerleşimci arabalarına ve Siyonist düşmanın kontrol noktalarına düzinelerce silahlı saldırı gerçekleştirdiler.

İşgalci düşman grubu ortadan kaldırmak için, uzlaşmacı ve teslimiyetçi Filistin Yönetimi ise  grubu kontrol altına almak için büyük çaba sarf ediyor. Filistin Yönetimi, tutuklanmayacaklarına dair İsrail garantisi karşılığında Aslan Yuvası üyelerini güvenlik hizmetlerinde görevlendirmeyi teklif etti. Grubun lideri şöyle yanıt verdi: “Tüm teklifleri reddettik. Şehitlerin kanını şahsi menfaat için kullanmayacağız!”

Aslan yuvası (عرين الأسود)  grubu adına konuşan savaşçı ayrıca örgüt üyelerine “hiçbir koşulda silahı bırakmamalarını ve bunları işgale, yerleşimcilere ve düşmanla işbirliği yapanlara yönlendirmelerini” hatırlatarak, Filistin Yönetiminin güvenlik servislerindeki kardeşlerini birleşmeye ve silahları sadece işgalcilere yöneltmeye çağırdı.

Aslan yuvası grubu savaşçılarının, her biri aynı zamanda farklı Filistinli direniş örgütlerine mensup, el-Aksa Şehitleri Tugayları (El-Fetih), Kudüs Tugayları (İslami Cihat), Ebu Ali Mustafa Tugayları (FHKC), İzzeddin El Kassam Tugayları (HAMAS) gibi.

Aslan Yuvası Grubunun lideri “Partizanlığı reddediyoruz, Aslan Yuvası direniş içinde kuruldu. Hareketi ile ilişkisi dışında bizimle irtibat kurmak isteyen her örgüt üyesine elimizi uzatıyoruz.” İfadeleri ile açıkladı.

İşgalci Siyonist varlığı Emperyalizmin kurduğu ve her daim koruduğu, kolladığı ve Filistin halkına yönelik her türlü saldırganlığını meşru kabul ettiği ve savunduğu bilinmekte. Nablus merkezli oluşan Aslan yuvası (عرين الأسود) Grubu, İşgal altındaki Batı Şeria’da Irkçı-faşist varlığa ve onunla uzlaşan teslimiyetçi çizgiye karşı aktif silahlı direnişi yükselterek statükoyu sarsmakla kalmadı. Filistin halkının genç nesilleri direnişle yarattıkları sinerjiyi zirveye taşıyarak şimdiden efsaneleşti. Direneşin şehitleri bir bütün olarak Filistin halkının birer idolleri haline geldi. Direnerek düşenlere selam olsun!

Filistin’e Özgürlük!

Yaşasın Silahlı Direniş!

image_pdf

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.